(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

YAT TV

REKLAM ALANII Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

(980x100px)

‘Seyir Defteri’ programına konuk olan Emekli Tuğamiral Türker Ertürk Türk Deniz Kuvvetleri’nin şu an iyi durumda olmadığını söyledi.

‘Seyir Defteri’ programına konuk olan Emekli Tuğamiral Türker Ertürk Türk Deniz Kuvvetleri’nin şu an iyi durumda olmadığını söyledi.
16
01 Ekim 2019 - 10:40


Emekli Tuğamiral Türker Ertürk , Woman TV’de yayınlanan ‘Seyir Defteri’ isimli programda Doğu Akdeniz’deki son gelişmeler hakkında önemli tespitlerde bulunurken Türk Deniz Kuvvetleri’nin Şu An İyi Durumda olmadığını söyledi.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Türkiye’nin yaşam kanalı Woman TV’de yapımcılığını Gazeteci Recep Canpolat’ın üstlendiği ve sunuculuğunu TMMOB Gemi Makineler İşletme Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Feramuz Aşkın ile birlikte yaptığı ‘Seyir Defteri’ isimli programa konuk oldu.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarına dair önemli açıklamalarda bulunan Ertürk, programda ilginç bir iddiada da bulundu. Ertürk, Türk Deniz Kuvvetleri’nin iyi bir durumda olmadığını iddia etti.

Önce büyük resme bakmamız gerektiğine dikkat çeken Türker Ertürk, “Üzerinde yaşadığımız yer kürenin yüzde 71’i deniz. Yani karalar daha az. Dünyamızın ömrü 4.5 milyar yıldır. Bu yer küre üzerinde yaşam var. Nüfus, 7.5 milyar sınırını geçti. Şunu demek istiyorum. Artık karasal kaynaklar bitme noktasına doğru yaklaşıyor. Eskiden denizdeki kaynakları bu kadar sık konuşmazdık. Niçin? Teknolojimiz zaten burdaki kaynaklara ulaşmaya imkan vermiyordu. Son yıllarda gelişmeler oldu. Karasal kaynaklar bitme noktasında. Artık kaynakların çoğu nerde? Yüzde 71’i deniz olan alanlarda ve kutup bölgelerinde. Hatta şunu söyleyeyim. Kuzey Kutup Bölgesi, 27 milyon metre kare. Bunun 3’te 1’i kara ve buz. Diğerleri deniz. Burada 5 ülke var. Kim bunlar? ABD, Kanada, Rusya, Danimarka ve Norveç. Şimdi burada kıyasıya bir mücadele var. Hatta söyle söyleyeyim, 5 ülkenin bir tanesi NATO ülkesi değil. Diğerleri NATO ülkesi. Öylesine kıyasıya bir mücadele var ki, burada tatbikat yapıyorlar. Örneğin Rusya Federasyonu, denizin altına kıta sahanlığını işar edebilmek için bayrak dikiyor. Bakınız, yukarıya değil; denizin altına bayrak dikiyor. Hatta Grönland’ın hemen güneyinde, Kanada ile arasında bir Hans Adası var. 1.3 kilometre kara. İkisi de NATO ülkesi. Kıyasıya bir mücadele var. Peki, 1.3 kilometrelik bir kara parçası için mi? Hayır, bunun etrafında deniz var. Deniz alanları var. Deniz alanı ne demek? Protein demek, doğalgaz demek, kıymetli maden demek, petrol demek. Şimdi, teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık denizleri kıyı ülkeleri paylaşmaya başladılar ve yeni hukuki terimler ortaya çıkardılar. Yani kalanlarını denize taşırabilmek için. En çok bildiğimiz ne? İşte karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge dediğimiz ekonomik eksplozive. Denizleri paylaşmaya çalışıyorlar. Hatta örnek vermek gerekirse, özellikle münhasır ekonomik bölge önemli. Kıyıdan itibaren 200 mil. Korkunç. Yani 200 mil içindeki nelere sahipsiniz? Balıkçılık alanlarına sahipsiniz. Bunlar protein. Bakınız, sağlıklı çalışan bir beyin için protein lazım. Protein kaynakları tükeniyor. Proteinin çoğu denizlerde. Doğalgazlar var, madenler var. Münhasır ekonomik bölge için genişletiyorlar. Bakın, şöyle söyleyeyim. ABD, yaklaşık 10 milyon metre kare. Denizlerde 10.5 milyon metre kare denizlerde münhasır ekonomik bölgesi var. Yani bir Amerika daha. Avustralya hem devlet hem kıta. 7.5 milyon metre kare. Denizlerde 8.5 milyon kare. Yani birden daha fazla bir alan Avustralya var. Şimdi İngiltere’yi örnek vermek istiyorum. İngiltere şanslı. Tabi, niye? Okyanusun kenarına oturmuş, küçücük bir ülke. 21 kat deniz ülkesi var. Fransa 14 kat. Şimdi gelelim Türkiye’ye. Türkiye’nin, bizim hesaplarımıza göre, yaklaşık 800 bin metre karelik bir kara ülkemiz var. 450 bin kilometre karelik bir deniz ülkemiz, ‘Mavi Deniz’imiz, ‘Mavi Vatan’ımız var. Şimdi, ne yapmamız lazım? Bu Mavi Vatan’a gelecek nesillerimiz için buradan çıkacak katma değer için sahibiyet göstermeliyiz bugünden itibaren” dedi.
“MAVİ VATANIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

Türkiye’nin 250 yıllık enerjisi olduğuna dikkat çeken Ertürk, “Doğu Akdeniz’in önemi nereden başladı? Yaklaşık 14-15 yıllık bir süre esasında. 2000’den itibaren esasında. Niçin? Burada petrol ve doğalgaz var. Şimdi bir sürü tahminler yapılıyor. Her araştırmadan sonra bunlar update ediliyor. Şimdi, yaklaşık yani ben şöyle bir rakam veririm. Bunun üstüne başkası bir rakam verebilir mi? Tabiki verebilir. Her araştırma farklı ama biliyoruz ki, yaklaşık 3 trilyon metreküp burada doğalgaz var. 8 milyar varil petrol var. Şimdi şöyle söyleyeyim. Bunun update edilmediğini düşünün. Türkiye’nin 250 yılına yetecek kadar enerji var. Ne yapmamız lazım? Buralara sahip çıkmamız lazım Mavi Vatan’ımız için” ifadelerini kullandı.

“DOĞU AKDENİZ İÇİN GEREKLİ HAMLELER YAPILMADI”

Mevcut iktidarın 2003’ten bu yana Doğu Akdeniz’de gerekli hamleleri yapmadığına vurgu yapan Ertürk, “Şimdi gelelim güncele. Dış politikada hamleleri zamanında yapmanız lazım. Savaşta da öyledir. Eğer, satrançta bir hamleyi zamanında yapmazsanız iş işten geçtikten sonra yapsanız da fayda olmaz. Size şöyle söyleyeyim. Mavi Vatan konusu, Deniz Kuvvetleri bilirdi. Denizciler biraz bilirdi. Genelkurmay bilirdi. Dışişleri bilirdi. İlgili üniversitelerin denizcilik bölümleri bilirdi. Halk bilmezdi. Ben 2010’da istifa ettim. Hatta o günden beri 80 bin kilometre yaptım. Çeşitli yerlerde çeşitli konuları anlatıyorum. Ben ne konusu anlatırsam anlatayım, temelde bir denizcilik mesleği olduğu için bende, mutlaka konuyu Mavi Vatan’a getiririm. Niçin bunu yapmaya çalışıyorum? Farkındalık sağlayabilmek için. Hatta gezi olayları sırasında konu başkaydı. Ne bileyim, Beşiktaş’ta konuştum, ne bileyim, Göztepe Parkı’nda konuştum, Kalifornia’da gittim konuştum. Size şöyle söyle söyleyeyim, Mavi Vatan’a getiriyorum. Hatta ne diyor bu, bu Mavi Vatan ne? Hatta Adalar ve Mavi Vatan konusunda ilk eylemin içinde de ben vardım konuşma yaparken. Bunun için söylüyorum. Bunu herkes konuşuyor ama geçmişte bunları pek konuşmuyorlardı. Şimdi gelelim güncele. Mavi Vatan konusunda ve özellikle Doğu Akdeniz, çünkü özellikle Karadeniz’deki paylaşımı yapmışız, bitirmişiz. Bizim sorunumuz nerde var? Ege ve Akdeniz’de var. Ne yapmamız lazımdı? Hamleleri zamanında yapmamız lazımdı ama bu iktidar 2003’ten beri bu konuda gerekli hamleleri yapmadı. Bakın size şöyle söyleyeyim, paylaşırken en önemli şey ne? Karşı sahilde veya yanınızdaki sahilde kimler var? Çünkü münhasır ekonomik bölgenizi ilan edeceksiniz ve onlarla paylaşacaksınız, masaya oturacaksınız. Kim var karşınızda? Güney Kıbrıs Rum Yönetimi var. Hatta o bölge, biraz tartışmalı bölge. Niçin? İşte kuzeyde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti var. Güneyi, Kıbrıs’ın tam temsilcisi olarak kendini kabul ediyor. Münhasır ekonomik bölgesini ilan etti. Bitmedi. Onun karşısında yer alan kim var? Mısır var. 2003’te Mısır ile oturdu. Anlaşma yaptı ve münhasır ekonomik bölgelerini sınırlandırdılar. Bakınız 2003. Şimdi biz, o zamanlar görevde idik. Hatta diyoruz ki, Türkiye münhasır ekonomik bölgesini ilan etsin. Türkiye buralarda aktif olarak görev yapsın. Ne bileyim harp gemisini göndersin! Araştırma gemisini göndersin! İktidar ne diyordu biliyor musunuz? Avrupa Birliği ile ilişkileri bozar, hayır, yapmayalım. En fazla İskenderun Körfezi. Daha bitmedi. 2004 yılına geldik. 2004 yılında Kıbrıs, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Londra ve Zürih, Avrupa Birliği’ne girdi. Dedik ki, tabi, dedik ki derken ben değil, devlet aklı dedi ki, kabul etmeyelim, bu aykırıdır. Eğer, Güney Kıbrıs, Kuzey olmadan, Türkiye olmadan bir yere girerse orayı bize operasyonel olarak kullanır ve yarın bir gün, bakınınız bunu ne zaman söylüyor? 2004’te Türkiye’nin devlet aklı. Yarın bir gün bir sorun olduğunda Kıbrıs’la Türkiye arasında o artık 650 bin nufüslu Türkiye ile Kıbrıs arasındaki sorun değil, Türkiye ile 500 milyonluk Avrupa Birliği arasındaki sorun. Bugün bunu yaşıyoruz. Artık sorunlar Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki sorunlar haline geldi. 2004’te Annan Planı, yani Annan Planı, Kıbrıs’ın satışı planı. İktidar, bu yanlışın içinde bulundu. Hatta, size şöyle söyleyeyim. Ben Kıbrıs’ta 1985 ile 1987 arasında görev yaptım. Üsteğmen rütbesinde. Rauf Denktaş’ı o zaman tanıdım. Yani bana deseniz ki, ya Atatürk’ün yanına 5 tane daha Türk büyüğü ilave et. Ben Rauf Denktaş’ı söylerim, biliyor musunuz? Kendisini rahmetle, saygıyla, minnetle anıyorum. Rauf Denktaş’a düşmanlık etti. Daha bitmedi. Rauf Denktaş’ın ve Türkiye’nin çıkarlarının karşısında yer alan Yorgo Papandreu’ya Erzurum’da Cemal Gürsel Stadyumu’nda ‘Erzurum seninle gurur duyuyor’ diye slogan attırdılar. Daha bitmedi. Kim için slogan attırdılar? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Ankara’daki kongresinde kim için attırdılar? Barzani için. Şimdi size soruyorum, Türk halkı kiminle gurur duyar? Kendisi için terleyen, çalışan, can veren, katma değer üretenlerle. Yorgo Yorgo Papandreu’yu bizim için katme değer üretmiş olabilir mi? Münhasır ekonomik bölgeyi konuşuyoruz. Bizim haklarımızı ihlal eden bir iradenin temsilcisi. Daha bitmedi. 2007’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi çalışıyor dersine. Lübnan ile. 2010’da İsrail ile anlaşma yapıyor. Yani 10 yıllık periyotta ders çalışmış, bizimkiler uyumuş. Daha bitmedi. Bende işte o dönemler görev yapıyorum. Diyoruz ki, gemimizi gönderelim. Hatta Mavi Vatan’ımız diyoruz burası, burayı ihlal eden araştırma gemisi oldu mu, biz müdahale ediyoruz. Ne bileyim, rotasını tersine çevirmeye çalışıyoruz. Böyle zorlayıcı tedbirler alıyoruz. AB İlerleme Raporu 2009. Türk Deniz Kuvvetleri’ni iktidara Avrupa Birliği şikayet etti. Arkasından Balyoz geldi. Türk Deniz Kuvvetleri’ne operasyon yapıldı” açıklamasında bulundu.

BU ARAŞTIRMALAR PALAVRA”

Doğu Akdeniz’de yapılan sondaj çalışmalarının gerçekçi olmadığına dikkat çeken Ertürk, “Doğu Akdeniz’de herkes oturmuş, dersine çalışmış. Hiç değilse 10 yıllık bir süre içinde. İktidar, satrancın ve dış politikanın gerekliliği olan zamanında gerekli hamleleri yapmamış. Şimdi diyor ki, ben oralara sahibim. Yalan söylüyor. Hatta size şöyle söyleyeyim. Bu araştırmalar da palavra biliyor musunuz? Yani onların çoğu dışarıya karşı değil, içeriye karşı bir mesaj verebilmek için. Yapılabilir eşiklerde doğru işlemleri yapmadıkları için artık işlem geçti” dedi.

“DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’Yİ SATMAYAN TEK ÜLKE SURİYE”

Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’yi satmayan tek ülkenin Suriye olduğunu belirten Ertürk, “Bir de şöyle bir tehlike var. Doğu Akdeniz çanağı, çok kıymetli, çok zenginlik var. Buraya, bırakın bölgesel güçleri, küresel güçler geldi. Kim var? Amerika var. 6. filo burada. Kim var? İngiltere. Biliyorsunuz Dikelya ve Ağrotur üsleri vardı güneyde. Burayı takviye etti. Harp gemilerini gönderdi. Fransa, buralardan üs kiralıyor. Fransa burada. Rusya burada, İtalya burada. Şimdi size şöyle söyleyeyim. Bu anlattığım süreçte bizi kim satmadı, biliyor musunuz? Suriye satmadı. Hatta Suriye’ye Güney Kıbrıs teklif etti. Dedi ki, sizinle de anlaşma yapalım münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaması. Dedi ki, Türkiye’nin olmadığı yere ben katılmam. Bakın, siz Türkiye’yi satan, Türkiye’nin aleyhinde birliktelik olan İsrail’le Suriye’de emperyalizmin vekalet savaşına odun taşırken işbirliği yapıyorsunuz ama münhasır ekonomik bölge konusunda Doğu Akdeniz’in zenginlikleri konusunda bizi satmayan, kimi, Suriye’yi arkadan vuruyorsunuz. Daha bitmedi. Bir de kimler geldi buraya biliyor musunuz? Küresel enerji şirketleri. Ya bunlar dev. İşte Exxon Mobil, Eni, Novatek, Katar. Şimdi bunlar o kadar önemli ki, o kadar çok çıkar odağı girdi ki, buradan çıkarlarımızı nasıl maksimize edeceğiz? Bir de şöyle bir tehlike var. Şimdi ben, bu şirketlerin sermaya yapılarına baktım. Fransız Total. Total Fransız değil mi? Ama içinde çok uluslu Yahudi sermayesi var. Exxon Mobil. Yahudi sermayesi var. Hatta geçen gün Birleşmiş Milletler’de Sayın Cumhurbaşkanı bir konuşma yaptı. Orada da bu söylemlere yer verdi. Şimdi bakın, iktidar, antisemitik söylemler geliştiriyor. Yahudi aleyhtarı. Bir ideolojisi var. İktidarın siyasal İslamcı bir ideolojisi var. Yeni Osmanlıcı hayali var. İslamcı olunca zaten otomatikmen mezhepsel bakış açısı var demektir. İktidarın bu ideolojisi, bu rotası nedeniyle Türkiye’nin çıkarlarının ve güvenliğinin rotası artık çelişiyor. Niçin? Çünkü siyasal İslamcı olduğu için. Yeni Osmanlı bakış açısı olduğu için. Kimle aşk yaşıyor? Müslüman kardeşler yani İhvan. Şimdi siz İhvan aşkı yaşarsanız Mısır’la aranız bozulur. Ne oluyor? Bakın, Mısır, İsrail, üçgene bakın, Yunanistan hatta bu üçgene küçücük bir parça da ilave edin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi. Bizim hakkımızda ne yapıyorlar? Tezvirat yapıyorlar. Bizim hakkımızdaki örgütlerin içine katılıyorlar. Doğalgaz konusunu biliyorsunuz. Bunu niçin yapıyor Sisi? Çünkü Türkiye’deki iktidar, mantıklı olmayacak şekilde, akli olmayacak şekilde düşmanlık yaptığı için. Müslüman Kardeşler kim? Atatürk düşmanı, Cumhuriyet düşmanı, hilafetçi hatta ölü sevici. Şu işaret (Rabia işareti) İhvan’ın işareti. İhvan’a aşk duymak, bizim çıkarlarımızı maksimize etmek için bir faydası oldu mu? Hamas’a dost olmanın faydası oldu mu? Ben şimdi, dedenizi sorgulayayım, kesin oralarda kan dökmüşlerdir. Bizi o coğrafyadan sille tokat, tekme tokat kovdular, attılar” şeklinde konuştu.
Kaynak:denizhaber

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin